Anima Psikoloji Danışmanlık Merkezi

Çocuklara Yönelik Hizmetler

UYKU BOZUKLUKLARI

Uyku insan organizmasının sadece dinlenme ihtiyacını karşılamakla kalmaz. Aynı zamanda uyku gizemini bilmediğimiz bir bakım ve onarım işlevi görür. Biz dinlenmek için saatlerce bir yere uzansak ve uyumasak da dinlenebiliriz. Ancak bu dinleniş kuşkusuz 1 saatlik uykunun yerini tutamayacaktır. Buradan da anlaşılan odur ki uyku sadece bir dinlenme faaliyeti değildir.

Sağlıklı bir yetişkinde uyku, REM Öncesi denilen NonREM ve REM uykusu olmak üzere iki ayrı nörofizyolojik süreç içerir. REM kelimesi ‘Hızlı Göz Hareketleri’ anlamına gelen ‘Rapid Eye Movement’ sözcüklerinin baş harflerinden oluşur. NonREM dönemi uyuklama halinden derin uykuya geçişe kadarki süreçtir. Bu süreçte solunum normaldir. Bedensel hareketler yoktur. Nabız normal seviyede atışlarını sürdürür. REM uykusuna geçişle beraber bu durumlarda değişimler gözlenir. REM uykusunda nabız ve solunum hızı düzensizleşebilir. Bazı bedensel hareketler gözlenebilir. Sayıklamalar olabilir.

Hızlı göz hareketleri ile kişi rüya boyutuna geçer. Sağlıklı her yetişkin REM uykusu esnasında rüya görür. Ancak görülen rüyaların pek azı hatırlanır.

Gece uykularında NonREM - REM döngüleri yaşanır. Ortalama 90-120 dakikalık süreçlerde döngüler tekrarlanır. Bu döngüde saatler ilerledikçe REM süreci çok fazla değişmemekle birlikte NonREM süreci oldukça kısalır.

Elbette ki bu durum bebekler ve küçük çocuklarda farklılık arz eder. Yenidoğanlar yaşamlarının ilk evrelerini uykuda geçirirler. Yenidoğan bebeklerin 30 dakika ile 4 saat arasında değişen kesintisiz uyku süreçleri vardır. Yenidoğan bebekler günde ortalama 17-18 saat uyurlar. Bir aylık olduklarında bu süre 16-17 saate, 3-4 aylıkken 15 saate düşer. 4 aylık sonrasında bebeklerin günlük uyku sürelerinin hemen 3’te 2’si geceye aittir. İlk aylarda gece gündüz farklılığı yenidoğanlar için henüz tam olarak yerleşmemiştir. NonREM-REM döngüsü bebeklerde 3. ayın bitiminden sonra gelişmeye başlar; ancak yetişkinlikteki 90-120 dakikalık süreçlerden daha kısa süreli döngüler (50-60 dakikalık) gerçekleşir. 1 yaş ve sonrası bebeklerin büyük bir çoğunluğu (%85) gece boyunca kesintisiz uyuyabilir.

Çocuklarda sağlıklı bir uyku düzeninin oluşabilmesinin ilk şartlarından birisi çocuğu kendi yatağında uyumaya alıştırmak olmalıdır. Çeşitli nedenlerle anne-babalar çocuklarını yanlarında yatırabilmektedirler. Ancak gerekçe ne olursa olsun, bunun yapılması, çocuğun bireyselleşmesine farkında olmadan koyduğumuz bir engel ve uyku sorunlarının da ilk tetikleyicisi olabilmektedir.

Bunun yanında yeme alışkanlıklarının da uykuya direkt etkisi olduğu görülür. Çocuğu açken uyutmak çocuğun uykudan uyanmasına; tokken yatırmak ise çocuğun uykuya dalmasında güçlük yaşamasına sebebiyet verebilir.

Uyku alışkanlığı geliştirmede dikkat edilmesi gereken diğer noktalar ise şunlardır:
• Çocuk uykusu gelmeden yatağa yatırılmamalıdır. Hiç uykusu yokken yatağa yatırmak gibi başka bir yerde uyuduktan sonra yatağına taşımak da doğru değildir. Bu konuda orta bir tutum izlemek faydalı olabilir. Çocuk yarı uyanık yarı uykulu bir vaziyette iken, yani yatağına yatırıldığını fark edecek kadar uyanıkken yatağına yatırılmalıdır.
• Uyku düzenine alıştırma evresinde belirli saatte yatağa yatırmak önemlidir. Alıştırma aşamasında -ki herhangi bir konuda organizma için alışkanlık süreci, kesintisiz olmak şartıyla, minimum 3 haftadır- belli bir süreliğine ebeveyn de uykusu gelmiş gibi yapabilir. Hatta gerekirse pijamalar giyilip, ışıklar söndürülerek uyku saatinin geldiği mesajı verilebilir. Belli bir süre sonunda (3 hafta) artık çocuğun biyolojik saati uyku vaktine göre tepkime verecek ve çocuk, saati geldiğinde uykuya dalmakta güçlük yaşamayacaktır.
• Çocuğun herhangi bir nedenden ötürü uyumayı reddettiği durumlarda sakin ve sevecen bir tutumla çocuğun duygu ve düşüncelerini öğrenmeye çalışmak, çocuğun ‘anlaşıldım’, ‘önemseniyorum’, ‘değer verilip seviliyorum’ gibi çıkarımlar yaparak rahatlaması ile sonuçlanabilir. Bu konuda çocuk ne derse desin yargılamamak, eleştirmemek son derece önemlidir. Çocuğun uyumamak için ürettiği -sizce- bahane veya bahaneler, sizin için ne kadar saçma olursa olsun, unutmayın ki çocuk için gerçektir. Diyelim ki çocuk hayaletlerden korktuğunu ifade ediyor. Size göre hayalet diye bir şey olmayabilir veya gerçekten hayalet diye bir şey yoktur. Ancak gerçek olan şu ki çocuk korkmaktadır; ‘çocuğun korkusu’ gerçeğin ta kendisidir.

Özellikle okul öncesi dönemde birçok uyku problemleri yaşanabilir. Bunların başlıcaları arasında; kontrolsüz ağlama nöbetleriyle uykudan uyanma, gece uykusundan sıklıkla uyanma, yataktan çıkma, anne-baba ile birlikte yatma isteği, kâbus görme, gece terörü, uyku apnesi, uyurgezerlik sayılabilir.

Şimdi bu problemlerden bazılarına kısaca bir göz atalım:

Ağlayarak Uyanmalar: Özellikle 2 yaşından sonra görülen bu problem genellikle çocuğun yaşadığı olumsuz yaşantıların getirdiği kaygıların bir neticesi olarak ortaya çıkmaktadır. Birtakım tıbbi nedenler de (idrar yolu enfeksiyonu, diş çıkarma vb) ağlayarak uyanmalara neden olabilir. Bunların dışında çocuğun anne-babayı gün içinde az görmesi, herhangi bir nedenden ötürü anne-babadan ayrı kalması, aile içi stres, ailede özellikle annede ciddi bir ruhsal problemin oluşu gibi nedenler de bu problemi tetikleyebilir.

Çocuk uykusundan tam uyanmadan ağlamaya başlar. Bu durum çok kısa sürebileceği gibi 10-15 dakikaya kadar da uzayabilir. Gece boyunca 4-5 kez yineleyebilir. Bu gibi durumlarda çocuğu kucağa almadan sırtını sıvazlamak, yanında olduğunuzu hissettirmek, sevecen bir ses tonuyla onu rahatlatacak birkaç sözcük söylemek fayda sağlayabilir. Devam eden durumlarda -çocuk eğer tam uyanmamışsa- kucağa alıp sarılmak da çocuğu sakinleştirebilir.

Kâbuslar: REM uykusuna geçişte, özellikle 2. REM uykusu sırasında görülen bir problemdir. Gündüz yaşanan korkutucu bir olay, ateşli hastalıklar, anne-baba ayrılığı, anksiyetik durumlar, travmatik yaşantılar gibi nedenler tetikleyici rol oynar. Görünürde bir nedene bağlı olmadan da ortaya çıkabilir ancak görünürde bir nedenin olmayışı bir nedenin olmadığı anlamına gelmez.

Çocuklarda hemen her yaşta görülmekle birlikte en sık görülme aralığı 5-6 yaş dolaylarıdır. Çocuk uykudan uyandığında veya sabah kalktığında kâbusu anlatabilir. Böyle bir durumda çocuk anne-babasının yanında olmasına ve rahatlatılmaya ihtiyaç hisseder. Bu gibi durumlarda çocuğa rahatlatıcı bir şeyler söylemek ve kâbusu anlatmasına teşvik etmek faydalı olabilir. Çocuğun kâbustan çıkmasını kolaylaştıran en önemli şeylerden biri kâbusunu anlattırmaktır. Çocuğun kâbusunu anlatması yaşananın gerçek olmadığını anlamasını hızlandıracaktır.

Gece Şiddeti-Gece Terörü: Kimi kaynaklarda ‘gece terörü’ (night terror), kimi kaynaklarda ‘gece şiddeti’, kimi kaynaklarda da ‘uykuda korku’ olarak adlandırılan bir problemdir. Çok sık görülmemekle birlikte görülme yaşı 1-4 yaşlar arasıdır. NonREM döneminde ve uykunun en derin olduğu zamanda ortaya çıkar. Uyku esnasında çocuk çığlık atarak kalkar, bağırabilir, yastığını, yorganını sağa sola savurabilir. Anlamsız konuşmalar yapabilir. Kendisine söylenenleri anlamaz. Sorulara cevap vermez. Anne-babayı tanımaz. Kısa süre sonra sakinleşir (3-5 dakika). 45 dakikaya kadar süren vakalar da vardır. Ancak bu çok nadir oluşan bir durumdur. Çocuk uyandığında veya sabah sorulduğunda bu olayı hatırlamaz. Uyurgezerlikle bağlantısı olduğu sanılmaktadır. Ancak şu an için ortaya konmuş kesin bir bulgu yoktur.

Bu nöbet esnasında çocuğun yanında olmalı, kendisine zarar vermesi engellenmelidir. Paniğe kapılmaya gerek olmayan bu durumda çocuk uyandırılmaya zorlanmamalıdır. Ancak bazen uzun süren vakalarda uyandırmak alternatif bir seçenektir. Eğer çok sık görülmeye başlanmışsa bir uzman yardımı almak yerinde olacaktır.

Uyku Apnesi: Solunuma bağlı oluşabilen bir problemdir. Uyku süresince üst solunum yollarının yineleyici olarak tıkanması nedeniyle meydana gelmektedir. 2-6 yaşlar arası en sık görülen yaşlar olmakla birlikte her yaşta görülebilmektedir. Geniz eti ve bademcik büyümeleri en büyük oluşum nedenidir. Uyku kalitesini ciddi oranda bozar. Çünkü derin uyku durumunda azalan kas tonusuna bağlı olarak nefes yolu daralır. Bunun doğal sonucu olarak solunum sıklığı artar. Bu da kısmi uyanmalarla neticelenir. Bir gecede bu tarz kısmi uyanmalar 200-300 kere tekrarlanabilir. Bu da düzenli bir uykunun önünde ciddi bir engeldir. Bunlara bağlı olarak çocukta uykusuzluk, enerji kaybı ve konsantrasyon bozuklukları görülebilir.

Uyurgezerlik: Uyurgezerlik de tıpkı ‘Gece Şiddeti’nde olduğu gibi NonREM döneminde ve uykunun en derin olduğu zamanda ortaya çıkar. Çocuk yataktan kalkmıştır ve bakışları donuktur. Karşıdakine yanıt vermez. Ancak soru karşısında soruyla ilgili olmayan sayıklamalar görülebilir. Sabah kalktığında olanları hatırlamaz. Sıklıkla hemen yatağa dönüp tekrar uykuya dalar. Eğer uyurgezerlik sık yaşanan bir durumsa evde bir takım önlemler almak faydalıdır. Evin dış kapısının kilitlenmesi, anahtarın kapıda bırakılmaması, takılıp düşebileceği ufak eşyaların ortadan kaldırılması gibi bir dizi önlemler alınması faydalı olacaktır.