Anima Psikoloji Danışmanlık Merkezi

Çocuklara Yönelik Hizmetler

TİK (SEYİRCE)

Halk arasında seyirce olarak da bilinen ‘Tik Bozukluğu’ beden kaslarında irade dışı beliren, birden ortaya çıkan, hızlı, yineleyici, aritmik, basmakalıp bir motor hareket veya ses çıkarma olarak tanımlanabilir.

Belli başlı tikler arasında göz kırpmak, alın derisini germek, burun kenarlarını yukarı doğru çekmek, dudak oynatmak, dil oynatmak, boynu kasmak, yutkunmak, soluk çekmek, çeşitli sesler çıkarmak, omuz silkmek, el-kol-bacak-ayak gibi organları sallamak, başı öne-arkaya sallamak gibi tikler sayılabilir. Tiklerin çeşitleri tabi ki bunlarla sınırlı değildir. Sayılamayacak kadar çok çeşitlerde tikler vardır.

Tikler kalıplaşmış kas hareketleridir. Tikler yer ve biçim değiştirebilir; ancak belli bir süre sonra belli bir kasta yoğunlaşır ve orada kalır. Tikler erkek çocuklarda daha sık görülür ve genellikle bir gerginlik belirtisi olarak kabul edilir. Tiklerin görülme sıklığı genel nüfusa göre %2’dir. Erkek-kız oranı 2/1’dir. Tikler erken yaşlarda da görülebilmekle birlikte en çok 7-12 yaş arası çocuklarda rastlanır. Nadiren ileri yaşlarda ortaya çıktığı da olur.

Genel olarak tikler üç kısma ayrılabilir;
1 - Kronik Motor veya Vokal Tik Bozukluğu
2 - Gelip Geçici Tik Bozukluğu
3 - Başka Türlü Adlandırılamayan Tik Bozukluğu

Kronik motor veya vokal tik bozukluğunda problem en az 1 yıl boyunca ve 3 aydan daha uzun süreler ara verilmeden devam eder.

Gelip geçici tik bozukluğunda tikler 1 yıldan daha kısa ancak 1 aydan daha uzun süre aralıksız devam eder.

Başka türlü adlandırılamayan tik bozukluğunda ise tikler 4 haftadan kısa süren ve/veya 18 yaşından sonra görülen tiklerdir.

Nedenleri

Tikler genellikle ruhsal kaynaklı nedenlere dayanır. Bunun yanı sıra tiklerin az bir kısmı organik nedenli olabilir. Beyindeki bazı sinir liflerinin tahrişinden kaynaklı tikler belirlenmiştir. Ayrıca istemsiz kasılmaların olduğu bölgenin veya organın uzun süreli fiziksel tahrişi de tik bozukluğuna neden olabilir.

Tikler taklide dayalı olarak da gelişebilir. Çocuklar model alma yoluyla gelişirler ve pek çok şey öğrenirler. Ancak bunu yaparken model aldıkları kişilerin olumsuz özelliklerini de taklit edebilirler. Taklit edilen kişide tik bozukluğu varsa ve taklit ediş uzun süreli olursa çocukta tik bozukluğu gelişebilir.

Tiklerin bir diğer nedeni ise alışkanlıktır. Çocuk bir davranışı sıklıkla yaparsa bu otomatikleşerek tik gelişimine neden olabilir. Örneğin çocuk herhangi bir göz rahatsızlığından ötürü gözlerini sürekli kırpmaktadır ve göz rahatsızlığı geçse de göz kırpmaları devam edebilir. Bu, alışkanlıkla edinilen tik bozukluğunu gösterir.

Tiklerin en önemli nedeni ruhsal gerginliklerdir. Tikler genellikle içsel çatışmaların ve gerginliklerin bir yansımasıdır. Tikler genelde, bir tedirginliğin, kaygılı bir durumun, gerginliğin dışa vurumu olarak yorumlanır. Tiklerin ortaya çıkışı bu gibi gerginlik, kaygı, korku yaşanılan durumlardan sonra görülür.

Tik bozukluğu olan çocuklar genellikle kaygılı, gergin, ürkek, aşırı heyecanlı çocuklardır. Bunun yanında tik bozukluğu olan çocukların anne babalarının genelde titiz, kuralcı, baskıcı bir yapıda oldukları görülür. Bu genel tutum içinde yetişen çocuk kendisi için endişe uyandırıcı, korku verici olaylar karşısında tik geliştirebilir.

Ailelere Öneriler

Tikler, tıpkı parmak emme davranışında olduğu gibi dikkat çekildikçe artışlar gösterebilir. Bazı tikler kısa sürede gelişip birden ortadan kaybolabilir. Çocuğa uygun olmayan iletiler göndermek, “yapma”, “gözünü kırpma”, “ellerini oynatma” vb söylemlerde bulunmak çoğunlukla tik bozukluğunu artırıcı etkiye sahiptir. Bunların yapılması gereksiz olduğu kadar zararlıdır da.

Çocuk tik davranışını bilinçli bir şekilde kısa süreli de olsa durdurabilir. Bunu yaptı diye çocuğa baskı yapmak, “Bak isteyince yapmıyorsun” gibi söylemlerde bulunmak çocuktaki gerginliği ve iç sıkıntısını artırabilir. Bu gibi tutum ve söylemlerden uzak kalınmalıdır.

Tikler zaman zaman azalıp artışlar gösterebilir. Bu da ailelerin, tik davranışını, çocuğun istediği zaman yapabildiği, istediğinde yapmadığı bir davranış olarak görmesine neden olabilir. Aileler, bu çocukların hareketleri bilinçli yaptıklarını ve şayet isterlerse hiç yapmayabileceklerini düşünmeye başlayabilirler. Bu da aile ile çocuk arasında çatışmalara dönüşebilir. Aileler bilmelidirler ki tiklerin tamamı istemsiz hareketlerden oluşmaktadır.

Ailelerin bu problem karşısında iyi bir gözlemci olmaları önemlidir. Çocuktaki tik bozukluğunun sıklığı, yoğunluğu, tik davranışını azaltan veya artıran faktörlerin neler olduğu gözlemlenmelidir. Bu tür gözlemler bir uzmana danışıldığında oldukça faydalı olacaktır.

Çocuğa anlayış göstermek, güven aşılamak, destek verici tutumlar sergilemek genellikle olumlu sonuçlar doğurur. Çocuğun, ailesinin bu problem karşısında kaygılanmadığını görmesi onu mutlu eder ve cesaretlendirir.

Tik bozukluğu karşısında belki de en etkili yöntem, çocuğun çatışmalarının, korkularının, gerginliklerinin araştırılıp uygun düzeltmelerin yapılmasıdır. Çoğunlukla tiklere neden olan bu tarz gerginlikler, kaygılar, korkular vb olduğu için bunların ortadan kaldırılmaya çalışılması doğal bir tik önleyici olabilir.