Anima Psikoloji Danışmanlık Merkezi

Çocuklara Yönelik Hizmetler

Okul Korkusu


Çocuklar için olabilecek en büyük korku anne babadan ayrı kalma korkusudur. Okul bir anlamda anne babadan ayrılma anlamına geldiği içindir ki çocukların birçoğunda okul ile ilgili korkular oluşabilmektedir.

Okul korkusu, güçlü bir endişe nedeniyle çocuğun okula gitmeyi reddetmesi, okula gitme konusunda isteksiz davranması, çeşitli bahaneler uydurarak okula gitmeyi engelleme niyetiyle birtakım davranışlar sergilemesiyle karakterize bir problemdir.

Okul korkusu, çocuğun okula ilk başladığı birinci sınıf zamanında görülebildiği gibi ileriki sınıflarda da gözlenebilmektedir.

Genele bakıldığında okul korkusu yaşayan çocukların anne veya babaya -çoğunlukla da anneye- bağımlı çocuklar olduğu söylenebilir. Bunda kuşkusuz annelerin çocuklarını yetiştirirken aşırı korumacı tutumları etkilidir.

Çocuğun her ihtiyacını karşılayan anne bir anlamda çocuğun okul korkusu yaşamasına çanak tutmaktadır. Bir çocuk düşünün ki okul çağına gelene kadar yemeğini annesi yedirmiş, giysilerini, ayakkabısını vb annesi giydirip çıkartmış, her sıkıştığı durumda annesi yanında olmuş. Böyle bir çocuğun okulda korku yaşaması, tabir yerindeyse kendini çıplak tavuk gibi hissetmesi kadar normal bir şey yoktur aslında. Böyle bir çocuğun anne ve/veya baba olmadan kendini güvende hissetmesi, gerginlik yaşamaması, yalnızlık hissetmemesi, kendisi için yabancı olan bu ortama hemen uyum sağlaması ihtimali elbette düşük olacaktır.

Aslında bu tarz çocukların annelerinde de endişe ve gerginlik olduğu için, anneler isteseler de istemeseler de bu kaygı ve gerginliği çocuk da hissedecektir. Bu annelerin akıllarında çocuğunun tek başına neleri yapamayacağıyla ilgili endişeleri vardır. Anne dile getirmese de çocuk, annenin beden dilinden, jest ve mimiklerinden bu kaygıyı hisseder ve çocuğun gerginliği artabilir. Gerçi her çocuk yabancı ortamlar karşısında, yoğunluğu farklı olmakla birlikte, gerginlik yaşar. Kendini; bildiği, tanıdığı kişi ve ortamlarda daha rahat ve güvende hisseder. Bu insanoğlunda var olan kendini koruma içgüdüsünün oluşturduğu bir durumdur. Çocuk bu yeni ortama zamanla alışkanlık gösterir. O yer veya kişilerin tehlikeli olmadıklarını anladıkça rahatlığı artarak devam eder. Bu, oryantasyon adı verilen durumdur.

Her yeni durum karşısında, her birey farklı uzunluklarda bu oryantasyon sürecini yaşar. Okula yeni başlayan bir çocuğun da bu gibi bir durum yaşaması normaldir. Normal olmayan ise bu durumun uzun sürmesi ve yoğunluğunun artmasıdır. Bunun içindir ki okula başlamada, geçici olan gerginlikler ve uyumsuzlukların okul korkusu ile karıştırılmaması gerekir.

Yukarıda da belirtildiği gibi okul korkusunun en belirgin nedeni anneye olan bağımlılıktır. Aslına bakmak gerekirse bu problem, çocukların okula başlama korkusundan çok anneden ayrı kalmak istememeleriyle ilgili bir problemdir. Her çocuk okula başlamak için içinde bir heves taşır. Alınan yeni eşyalar, çantalar, ayakkabılar, giysiler, kalemler, silgiler vb çocuk için keyif vericidir. Çocuk okula gitmeden bu eşyaları kullanmaya başlar ve çoğunlukla bunu keyifle yapar. Ancak iş ciddiye bindiğinde yani okullar açıldığında işler değişebilir. Çocuk çeşitli bahaneler uydurarak okula gitmeyi reddedebilir.

Her çocuğun kafasında, anne babasıyla ilgili, kullanabileceği -tabir yerindeyse- birtakım silahları vardır. Kimi çocuk okul öncesinde ciddi sağlık sorunları yaşamış ve aile bu konuda üstüne çok titremiştir. İşte çocuk bunu silah olarak kullanıp bir yerlerinin ağrıdığını söyleyerek aklınca bu konuda ailesinin damarına dokundurmaktadır. Ya da ailesi tarafından sıklıkla yabancı insanlardan uzak durması telkin edilen bir çocuk, bir yabancının kendisini kandırmaya çalıştığını söyleyerek okula gitmek istemediğini söyleyebilir vs. Okul korkusu yaşayan her çocuk bu ve buna benzer bahanelerle okula gitmeyi engellemeye çalışır.

Okul korkusu yaşayan çocukların mide bulantısı, baş ağrısı gibi bedensel şikâyetleri genelde okula gidileceği zamanlarda ortaya çıkar ve ‘okula gitmeme’ amacına ulaştıktan kısa bir süre sonra tamamen geçer. Bu çocuklar genelde okulu sevmediklerini, okulu istemediklerini açıkça dile getirirler. Ancak yine de amaca ulaşmak adına bedensel şikâyetler de sıralarlar. Genelde huysuz ve mızmızdırlar.

Zorlama durumlarında tepinme, ağlama, bağırıp çağırma gibi birtakım uygunsuz davranışlar sergileyebilirler. Aileler pes edip de evde kalmaları kesinleşince bu gibi uygunsuz durumlar da birdenbire biter. Hatta evde derslerini bile yapabilirler. Onların tek dertleri evde kalmaktır. Bunun içindir ki okul korkusu ile okuldan kaçma birbirinden farklıdır. Okuldan kaçan bir çocuk okuldan kaçma zamanlarında bu zamanını ailesinin bilgisi dışında gönlünce değerlendirirken; okul korkusu yaşayan bir çocuğun tek derdi evde anne ile kalmaktır.

Okul korkusunun bir diğer nedeni de ailelerin, çoğunlukla farkında olmadan, daha doğrusu böyle bir sonuç çıkacağını düşünemeden yaptıkları okulla ilgili okul öncesi ve esnasında, birtakım uyarma, korkutma ve telkinlerdir. “Okula bir başla da öğretmen seni adam eder.”,
“Biz gelmeden sakın okuldan ayrılma!”,
“Sakın tanımadığın yabancılarla konuşma!”,
“Sakın okulda yaramazlık yapma! Öğretmen sana kızabilir.”
gibi uyarı ve telkinler çocuğun okuldan korkmasına, okulu ve öğretmenleri korkulacak bir yer ve kişi gibi algılamasına neden olabilir. Çocuk bu gibi mesajlardan olumsuz anlamlar çıkartarak okulla ilgili olumsuz yargılara varabilir.

Bunun gibi kısıtlayıcı aile tutumları da çocuklarda okul korkusuna neden olabilir. Dışarıya pek salınmayan, arkadaşlarının evlerine gidip oyun oynamalarına bile izin verilmeyen, hep anne ile zamanlarını geçiren çocukların yabancı bir çevre olan okulda uzun zamanlar geçirmesi onları çok huzursuz edebilir.