Anima Psikoloji Danışmanlık Merkezi

Çocuklara Yönelik Hizmetler

KISKANÇLIK


Kıskançlık, insanlık tarihi kadar eksidir ve doğuştan gelen bir özelliktir. Hz. Âdem’in (a.s.) çocukları olan Habil ile Kabil hikâyesini birçoğumuz bilir. Kabil, kardeşi Habil’i kıskançlık yüzünden öldürmüştür. Benzer şekilde Hz. Yusuf’un (a.s.) kardeşleri de kıskançlık nedeniyle O’nu bir kuyuya atmışlar, babalarına ise Yusuf’u kurtların yediğini söylemişlerdir.

Kıskançlık duygusu insanda yaradılıştan gelen bir özelliktir. Diğer tüm duygular gibi kıskançlık duygusu da aslen insanı korumaya dönüktür. İnsan kıskanmalıdır ki elinde olan değerlere sahip çıkabilsin.

Kötü duygular yoktur; güzele döndürülememiş duygular vardır.

Kıskançlık insanın, özellikle de çocukların gelişimi için gereklidir. Bizden üstün olan insanlar gibi olmamız içi bizi motive eden, çalışmaya iten bir duygudur kıskançlık. Kıskanmak sevilen kişi veya nesnelerin paylaşılmak istenmemesinden doğar.

Çocuklar söz konusu olduğunda kıskançlık, anne babaları hayatlarından bezdirecek derecelere varabilmektedir. Bunda kuşkusuz anne babaların farkında olmadan yaptıkları yanlış tutum ve davranışların etkisi vardır. Çocuk için kıskançlığın temel kaynağı anne babanın sevgisine olan ihtiyacıdır. Bir kardeşin gelişi kıskançlığı körükler. Bunun temel nedeni çocuk için temel sevgi kaynağı olan anne babanın ilgisinin azalışıdır. Çocuk anne babanın ilgi ve sevgisinin tamamen kardeşe yöneldiğini zanneder. Bu da çocukta bu ilgi ve sevgiyi geri kazanmaya dönük davranışlara dönüşür. Kıskandığı kardeşten daha iyi olduğunu, daha sevilmesi gereken biri olduğunu kanıtlama yarışına girer.

Yaradılıştan gelen bir özellik olarak bakıldığında çocuğun kıskançlık duygusu normaldir. Anne babanın, çocuğun bu kıskançlığını ifade etmesine izin vermeleri gerekmektedir. Eğer bunun tersine çocuk kıskançlığından ötürü ayıplanmaya, kınanmaya maruz kalmışsa bu durumda çocuk kendini suçlu hissedecektir.

Kıskançlığın kötü bir duygu olmadığını yukarıda belirtmiştik. Ancak yapılan ayıplama veya kınama çocuğun kendini kötü hissetmesine, kıskançlığın kötü bir şey olduğu sonucuna ulaşmasına neden olur. Bu durum çocuğun kendini de kötü biri olarak görmesiyle sonuçlanır.

Her şeyden önce anne baba olarak kıskançlığın kötü bir duygu olmadığını bilmek, kıskançlığın da tüm diğer duygular gibi ifade edilmesine olanak tanımak gerekmektedir. Bunun yapılmadığı durumlarda çocuk için kıskançlık “kötü bir şey” olarak kalacak ve kendisini de “kötü bir şeyi yapan” olarak görecektir. Çocuk kendini terk edilmiş, güvensiz hissedecektir. Dahası böyle bir çocuğun aklına kardeşine iyi davranmak gelmeyecek; hatta kardeşine karşı -kardeşini bunlara sebep olarak gördüğü için- düşmanca duygular besleyebilecektir.

Kuşkusuz yeni doğacak bir bebek öncesi var olan çocuğa bir takım açıklamalar yapmak gerekmektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Yeni doğacak bebek öncesi var olan çocuğa aşırı bir ilgi ve sevgi gösterilerine girmek, yeni hediyeler oyuncaklar almak, çocuğu kendi yataklarına almak, yeni doğacak bebekle ilgili uzun söylemlerde bulunmak gibi davranışlar çocukta kıskaçlık duygularını öldürmez. Anne baba bilmelidir ki her çocuk kardeşini kıskanır. Bu gerçeklikten hareketle önlem adına yapılacak birçok davranışın boşa gideceği unutulmamalıdır. Yapılabilecek en doğru yaklaşım yeni doğacak bebek dünyaya gelmeden önce var olan çocuğa açıklama yapmak, bu duruma onu zihnen hazırlamaktır. Burada, var olan çocuğun biricikliğine vurgu yapılmalı, onun kendini özel hissetmesi sağlanmalıdır. Bebek doğduktan sonra büyük çocuğa bebeğin bakımıyla ilgili yapabileceği sorumluluklar vermek de faydalı sonuçlar doğuracaktır. Bu şekilde çocuk kendini dışlanmış hissetmeyecek, ailenin bir bireyi olarak görmeye devam edecektir.

Anne babaların yapacakları açıklamaları, sözel olarak ifade ettiklerini davranışlarına da yansıtması gerekir. Çocuğa söylenen “Sen bizim biricik çocuğumuzsun. Seni hâlâ çok seviyoruz. Çocuğumuz olduğun için çok memnunuz.” vb açıklamalar çocuğu rahatlatabilir. Ancak bu rahatlama en çok anne babanın bu söylemlerini davranışlarına yansıtabildiği oranda etkili ve kalıcı olacaktır. Bunun hayata geçirilmesi adına annenin büyük çocuğunu, yeni doğan bebeğe rağmen, örneğin tiyatroya, alışveriş merkezlerine, parka götürmesi; babasının lunaparka, maça vb yerlere götürmesi gibi yapılabilecek etkinlikler çocukta hâlâ önemsendiği, değer verildiği duygularını yaşatacaktır.