Anima Psikoloji Danışmanlık Merkezi

Çocuklara Yönelik Hizmetler

İNATÇILIK

Çocuklar, gelişim düzeyleri dikkate alındığında belli başlı dönemlerde inatçılık, kurallara uymama, başına buyruk hareket etme, yapma-sus-dur gibi sözlerden anlamama gibi tavırlar takınarak anne ve babaları zor durumda bırakabilirler.

Genelde çocukların inatlaşmalarının, ilk bir yılın sonu ile 3-6 yaşları arasında yoğunlaştığı görülür. Bu dönemlerde çocukların inatlaşmaları doğal görülmelidir. Çünkü çocuk artık varlığını varoluş düzeyinde algılamaya başlamaktadır. Çocuk artık “ben de varım” demektedir. İsteklerinin yokmuş gibi sayılması çocuğu rahatsız eder.

İnatçı bir kişilik yapısından bahsedebilmek için çocuğun bu karakteristik dönemler dışında da yoğun bir şekilde inatçılık yapması gerekir. Ancak bu gibi durumlarda bir “inatçılık problemi”nden bahsedilebilir. Yine de bu doğal dönemlerde de çocuktaki inatçılık zaman zaman yoğunlaşabilir. Bunun genel nedeni, çocuğun inadını kırmak adına anne, baba ve yetişkinler tarafından sergilenen tutumlar, yapılan davranışlar ve söylenen sözlerdir. Çocuğun inadını kırmak adına çocuğun üzerine çok fazla gidilmesi, çocuğun inatçılığını anne ve/veya babanın inatçılığının izlemesi, baskıcı anne baba tutumları gibi durumlar inatçılığın yeşermesine, kök salmasına, karakter özelliğine dönüşmesine neden olabilir.

Çocukların ilk yılları göz önüne alındığında çocuklardaki ben merkezcil yapı dikkati çeker. Çocuk bu dönemde yaptığı her şeyi kendisi için yapar. Karşılaştığı her şeyin de kendisi için olduğunu sanır. Çocuk, bir şey istediğinde ve isteği karşılanmadığında kendini engellenmiş hisseder. Çocuğun ısrarcılığı, inatlaşması anne babayı çileden çıkartmaya dönük değildir.

Çocuk isteğinin yerine getirilmemesini anlamlandırmaya çalışır. Çıkardığı anlam çoğunlukla yetişkinlerin niyetleriyle örtüşmez. Yani çocuk isteğinin neden yapılmadığını anlayamaz. Ben merkezcil yapısı buna engel olur. Çünkü çocuk tamamen hazcıdır. Yaptığı her şeyi haz aldığı için yapar ve bunun engellenmesi hazzını da engelleyen bir unsurdur. Bu da çocukta inatlaşmayla sonuçlanır.

Anne-baba bir konuda yasak koyduysa eğer, çocuk bunu test eder. Anne ve babası bu kurala ne kadar bağlı, görmek ister. Anne babalar maalesef, genelde bu kuralları uygulama esnasında, çocukların sergiledikleri ağlama, sızlanma ve benzeri davranışlardan ötürü, tavizler verirler.

Anne babalar, ilk başlarda bu istendik davranış için hep aynı tavrı takınsalar, çocuk fazla ısrarcı olmayacak ve isteğinden vazgeçecektir. Çocuk bu gerçeği, anne babanın kesin tavrından ötürü kabullenecektir. Ancak az önce bahsedildiği gibi bunun tersinin yapılması durumunda çocuk bu ağlama, sızlanma vb davranışları kendine silah edinecek; benzer durumlarda silahını çıkartıp savaşı kazanmak isteyecektir. Anne babaların ‘bu oyuna’ gelmemeleri gerekir. Çocuğa yapılacak tutum, davranış ve sözlerde de uygun iletişim tekniklerine uyulması, çocuktaki inatçılığı henüz yeşermeden ortadan kaldıracaktır.

Aslına bakmak gerekirse yoğunluğu artmamış inatçılık çocuklar için bir gelişim sayılır. Çünkü çocuk artık kendini anneden bağımsız bir varlık olarak görmekte ve bunu çevresine göstermeye çabalamaktadır.

Bu gibi dönemlerde çocuk her şeyi kendi başına yapmak istemekte, işine karışıldığında itirazlar etmektedir. Kendi başına bir şeyler yapabiliyor olmak çoğunlukla çocuğun hoşuna gider; zamanla özgüven kazanır. Yetişkinlerin karşı çıkışlarına aynı şekilde karşılıklar verir. Burada çocuğun isteklerine karşı çocuğu mümkün olduğunca serbest bırakmak en doğru yol gibi görünmektedir. Ancak bu, yaptığı her şeye göz yummak, hiçbir işine karışmamak anlamlarına da gelmemelidir.

Elbette ki her ailenin kendine has bir ‘kabul edilebilirlik çerçevesi’ vardır ve olmalıdır. Genel kurallar mutlaka olmalıdır. Önemli olan, karşı çıkışlarda dengeyi sağlayabilmektir. Elinizde ıslak bir sabunu tutmak istediğinizi varsayalım. Islak sabunu elinizde tutabilmek için yeterli bir baskı yapmalısınız. Gevşek tutarsanız sabun elinizden kayacaktır. Gereğinden fazla sıkmanız durumunda da sabun elinizden fırlayıp gidecektir.

Çocuk inatçılık yaptığında onunla konuşmak da uygun yollardan birisidir. Tabi, genel kaidemiz gereği, etkili iletişim teknikleriyle konuşmak şartıyla. Çocuk inatlaştığında onunla bu davranışı hakkında konuşun. İnat büyük bir olasılıkla çocuğun kendi başına bir şeyler yapma isteğinden, varlığını hissetme-hissettirme isteğinden kaynaklanır.

Çocuğun inatçılık konusunda söylediği düşünce, gösterdiği sebep ne kadar mantıksız da olsa çocuğu dinlerken yargılamamak, eleştirmemek, sorgulamamak, ayıplamamak, çözümler üretmemek, yok saymamak gibi etkili iletişim teknikleri uygulanmalıdır. Bunun yapılması çocuğun kendini daha rahat ifade edebilmesi, belki de ‘gerçek nedenler’i, konuşmanın ilerleyen aşamalarında ortaya koymasıyla sonuçlanacaktır.