Anima Psikoloji Danışmanlık Merkezi

ERKEN OTİZM TANISI

ERKEN OTİZM

Otizm erken müdahale ile tedavi edilebilir bir gelişimsel bozukluktur. Yoğun eğitimle otizmli birey yeniden doğabilir. Bunu sağlamak elinizde… Size uzatılan eli tutun. Bunu birlikte başarabiliriz.

Bu mutluluğa ortak olun."Otizm", "Yaygın Gelişimsel Bozukluklar" ana başlığı altındaki bir grup gelişimsel bozukluklardan bir tanesidir. Bu grupta otizmin yanı sıra "Asperger Sendromu", "Çocukluğun Dezentegratif Bozukluğu", "Başka Türlü Adlandırılamayan Yaygın Gelişimsel Bozukluk" gibi gelişim bozuklukları da yer almaktadır. Bu bozukluklar hafif, orta ve ağır derecede kendini gösterebilir.

Ne zaman otizmden şüphelenilmeli?

Otistik çocuklar sözel iletişim, duygusal ve sosyal alan ve davranışsal olmak üzere 3 alanda zorluk yaşarlar. Çocuğunuzda aşağıdaki bulgulardan tamamı olmasa da bir kısmını fark ediyorsanız vakit geçirmeden bir psikologa veya çocuk psikiyatristine başvurmanız çok önemlidir. Çünkü yapılan çalışmalar bu hastalığın tedavisinde en önemli basamağın erken teşhis ve doğru yönlendirme olduğunu göstermektedir. Bu nedenle ebeveynlerin ve bakım verenlerin çocuğun davranışlarını gözlemlemesi ve yaşıtlarının gelişimleriyle kıyaslamaları, bazı sorunları erken fark edebilmeleri açısından çok önemlidir.

  1. Sözel İletişimde Bozukluk:
  2. Normal çocuklarda;
    6-7 aylıkta agulama, 8-9 aylıkta heceleme, 1 yaşında iken anlamlı tek kelimeler, 2 yaşında iken 2-3 kelimeyle konuşma başlamaktadır.

    Otistik çocukların önemli bir bölümünde bu basamakların hiç biri belirtilen zamanda diliminde ortaya çıkmamıştır. Bazılarında 8-18 aya dek olan konuşma basamakları başlamışsa da o dönemde ya duraklama ya da gerileme göstererek ilerlememektedir. Sonuçta otistik çocukların %50-75'inde konuşma gelişmemiştir. Geri kalan %25-50'lik kısmında ise konuşma gelişmesine rağmen kendine özgü bir şekli vardır. En çok gözlenen özellikler zamirleri yerinde kullanamama, kendilerinden 3. tekil şahıs olarak söz etme ( örneğin kendinden bahsederken ben yerine kendi ismini söylemek gibi), söylenenleri aynen tekrarlama (örneğin kendisine "hoş geldin, nasılsın?" dendiğinde o da "hoş geldin, nasılsın?)der, anlamsız yere aynı kelime veya cümleleri tekrarlamalardır. Bazı nesneleri farklı şekilde isimlendirebilirler. Konuşmaları monotondur, bazen ses tonunu ayarlayamaz, durup dururken çığlık atma gibi davranışlar gözlenebilir. Konuşmalarında çoğunlukla diğer insanların düşünce ve ilgileri önem taşımaz. Bazen kendi kendilerine mırıldanırlar. Konuşmadaki gecikme sıklıkla ebeveynin dikkatini çeken ve doktora başvurmayı sağlayan belirti grubudur. İsteklerini çevresindekilerin elini kendi eliymiş gibi göstererek işaret edebilir.

  3. Duygusal ve sosyal yetersizlikler:
  4. Normal bebekler;
    1-1,5 aylıkken anlamlı göz kontaktı, anlamlı gülümseme 6 aylık iken aktif iletişimi başlatırlar, 8-9 aylıkken anneden ayrılmakta güçlük çeker, 9 aylıkken "ce oyunu" arkasından bay bay ve öpücük verme başlar 2 yaşındaki çocuk yaşıtları ile paralel oyun oynar, 3 yaşında karşılıklı oyuna başlar.
    Otistik çocuklar;
    Göz kontaktı kurmama, seslenildiğinde bakmama, göz göze gelmek güçtür Kucağa gelmeye ilgi duymama, Taklide dayalı oyunların gelişmemesi, Jest ve mimiklerin konuşmaya eşlik etmemesi, Yandan bakışların olması, Arkadaş ilişkisi kuramaması, Oyuncaklarla amacına yönelik oynamama (örneğin arabayı ters çevirip tekerleklerini döndürürler) Karşısındakinin ne hissettiğini yorumlayamaması gibi zorluklar yaşamaktadırlar. Yüz ifadelerinde donukluk, zaman zaman alışılmadık duygusal tepkiler, herhangi bir dış uyaran olmaksızın ağlama ve gülme görülebilir. Canları yandığında hiçbir şey hissetmemiş gibi davranabilirler. Otistik çocuklar ilgi ve zevklerini başkalarıyla paylaşmaz. Sosyal ilgi bazen geç çocukluk veya ergenlikte başlayabilir, ancak yüksek fonksiyonlu otistiklerde bile sosyal ilişkilerde zorluk devam eder.

  5. Tekrarlayıcı hareketler, sınırlı ilgi alanı, rutin olarak bazı davranışların tekrarı
  6. Tekrarlayıcı hareketler;
    Kendi çevresinde dönme Nesneleri Döndürme Dönen eşyalara ve elektronik aletlere ilgi (çamaşır makinesi, elektrikli süpürge gibi) Ellerini kanat çırpar şekilde sallama Öne arkaya sallanma Garip el hareketleri Parmak ucunda yürüme Başını vurma Ellerini ısırma vb.
    Sınırlı İlgi Alanı;
    Markalar, telefon numaraları, haritalar, logolar, doğum tarihleri gibi konulara ilgi gösterebilirler.
    Kendi rutinlerine sıkı şekilde bağlı olma;
    Eve aynı yoldan gitmek isteme Belli yerde alışveriş yapma Belli markaları tercih etme Oyuncakları belli bir sıraya dizme Yeni giysilere karşı direnme Kutular, şişe kapakları gibi alışılmadık nesnelere bağlanma, Değişikliklerden rahatsız olma gibi Ayrıca yüksek sesten ve kalabalıktan rahatsız olma, cansız nesneleri koklama ve tatma gibi davranışlar gösterebilirler. Bu çocuklar reklam ve müzik kanallarına aşırı ilgili olabilirler ve bu nedenle televizyon karşısında saatlerce oturabilirler. Bu da hastalığın seyrini daha da olumsuz etkiler.
    Eşlik eden diğer belirtiler:
    Otistik çocuklarda aşırı hareketlilik, hırçınlık, etrafa ve kendine zarar verici davranışlar, uyku sorunları, beslenme problemleri görülebilir.
    Otizm Hangi Yaşta Başlar?
    Otistik çocukların büyük bir kesiminde ilk bebeklik çağından itibaren belirtiler kendini gösterir. Ancak anne-babanın durumu fark etmesi, genellikle konuşmadaki gecikmesi nedeniyle 2-3 yaş hatta 4-5 yaşına kadar olabilmektedir. Bir çocuğun otizm tanısı alabilmesi için belirtilerin 3 yaşından önce başlaması gerektiği kabul edilmektedir. Çalışmalar otizme neden olan beyin anormalliğinin anne karnında 2-6 aylar arasında ortaya çıktığına dair bulgular vermektedir.
    Otistik Çocukları Zekâları Nasıldır?
    Yapılan çalışmalar otistik çocukların 2/3'ünde zekâ düzeyinin yaşıtlarından geride olduğunu, kalan kısımda ise normal veya normale yakın olduğunu göstermektedir. Bu çocukların bazıları üstün matematik becerileri ve ezber gücü gibi özel yeteneklere sahip olabilir.
    Otizmin Sebepleri Nelerdir?
    Otizm, genetik faktörlerin yanı sıra, doğum öncesi ve sonrası bazı çevresel etkenlerden kaynaklandığı düşünülmektedir.
    Aşılardaki katkı maddeleri otizme sebep olur mu?
    Yapılan bilimsel çalışmalarda otizm ile aşılardaki birtakım maddelerin otizme sebep olduğuna dair bir bulgu elde edilmemiştir. Bu nedenle çocukları aşılamamak, onları başka hastalıklara karşı korumamak anlamına geldiğinden anne-babaların çocuklarının aşılarını düzenli olarak yaptırmaları gerekmektedir.
    Otistik çocukların reklam ve müzik kanallarını seyretmesi zararlı mıdır?
    Otistik çocuklar reklamlar ve müzik programlarına fazla ilgi gösterebilir. Bu durum otistik tabloyu çok olumsuz etkiler. O nedenle bu çocukları televizyondan uzaklaştırıp sosyal ortamlara sokmak, çocukla olan iletişimi arttırmak gerekir. Ayrıca bebeklik döneminde bakım veren kişi tarafından ilgisiz bırakılmış, fazla tek başına kalmış, yaşıtlarıyla bir arada bulundurulmamış çocuklarda da otizm benzeri bulgular görülebilir. İki durumun ayırdının bir psikolog veya çocuk ps ikiyatristi tarafından yapılması gerekir. Ancak her iki durumda da çocuğun yoğun bir eğitim programına alınıp tedavi edilmesi şarttır.
    Otistik bir çocuğa sahip bir anne-babanın ikinci çocuğunda da otizm görülme riski nedir?
    Otistik bir çocuğa sahip bir ailenin 2. çocuğunda da bu hastalığın görülmesi konusunda % 3 civarında bir risk bildirilmektedir. Ne yazık ki bu hastalığın hamilelik döneminde, bebek anne karnındayken tespit edilme imkanı şu anda mümkün değildir.
    Otistik Bozukluğun seyri nasıldır, bu çocukların durumu ileride ne olur?
    Zeka düzeyi iyi ve konuşmanın erken başladığı otistik çocukların gelişiminin daha iyi olduğu bilinmektedir. Hayatlarının ileri dönemlerine bakıldığında bu çocukların yaklaşık 2/3'ünün sürekli olarak bir başkasının bakımına ihtiyaç duyduğu, 1/3'ünün kendine yetebilecek bir yetişkin haline geldiği görülmektedir. Hastaların %4 kadarı normallerden ayırt edilemeyecek kadar iyileşirken, %11 kadarı bazı davranışsal acayiplikleri olsa da iyi gelişim gösterirler.
    Otizm tanısı nasıl konur?
    Ülkemizde otizm tanısı çocuk psikiyatristleri tarafından konulmaktadır. Doktor tarafından çocuğun gelişim basamakları, oyun şekilleri, yaşıt ilişkisi, ilgi alanları, sözel ve duygusal iletişimi hakkında ayrıntılı bilgi alınır ve çocuk gözlemlenir. Gerekli tetkikler (İşitme testi, çeşitli metabolik hastalıklarla ilgili araştırmalar, EEG vb.) istenebilir ve gerekli durumlarda diğer branşlardaki hekimlerden konsültasyon istenebilir. Otizmin Tedavisi Otistik çocuklara, bireysel terapi, grup terapisi, özel eğitim ve gerekirse ilaç tedavisi uygulanır. Tedavide ailenin bilgilendirilmesi ve eğitimi de önemli basamaklardan biridir. Otizmde tedavi edici bir ilaç yoktur. İlaç tedavisi sıklıkla eşlik eden davranış bozuklukları, hiperaktivite, tekrarlayıcı hareketlerin azaltılması veya uykunun düzenlenmesi amacıyla tedaviye eklenmektedir. Kullanılan bazı ilaçların çocukları konuşma becerileri ve sosyal becerilerinde olumlu gelişmelere yardımcı olabildiği bilinmektedir.

    OTİZM DE DAVRANIŞÇI YÖNTEM

    Bu yöntem Los Angeles'teki California Üniversitesi psikologlarından Dr. Ivar Lovaas tarafından geliştirilmiştir. Davranışçı yöntemde her bir davranış öğretilirken, o davranış, onu oluşturan alt davranışlara bölünerek basitleştirilmekte, sözel açıklama ve yönergeler ile hedeflenen davranış kazandırılmaktadır. Bu eğitim yönteminde eğitimcinin önemi büyüktür. Öğrenimde çocuk - eğitimci ilişkisi önemlidir. Bireysel eğitim ile sosyal davranış, taklit, bağımsız oynama becerisi, öz bakım becerileri, dikkat ve dil kullanımı gibi becerilerin arttırılması, öfke nöbetleri, kendine ve çevresine zarar verici davranışlar ve yineleyici davranışlar da azaltılmaya çalışılmaktadır.
    Davranışçı yöntemde, sistemli bir gözlem ve kayıt tutma ile kazandırılmak istenen ya da azaltılmak istenen davranışlar belirlenir. Bu belirlenen davranışlara müdahalede bulunulur, aynı gözlem ve kayıt tutma yöntemleri ile müdahalenin etkililiği değerlendirilir.
    Bu yönteme göre, erken tanı sonrası erken eğitim veren kurumlarda, bireysel ve grup eğitimleri verilmektedir. Aynı zamanda çocuk için hazırlanan eğitim planı çerçevesinde aile de eğitime evde destek vermekte, eğitime katılmaktadırlar.
    Eğitim programı oluşturulmadan önce çocuğun performansı belirlenir. Çocuğun müdahale ya da eğitim öncesi belirlenen performansı doğrultusunda hazırlanan eğitim programında, azaltılması istenen ya da istenmeyen davranışlar için davranışçı yaklaşımın temel yöntemleri (ödül, görmezden gelme, biçimlendirme, şekillendirme gibi) kullanılır. Bu yöntemde otistik özellikleri olan çocuğun belirli bir davranış modelini öğrenmesi için taklit etmeyi de öğrenmesi gerektiği düşünülür. Normal gelişim gösteren çocuklar öğrendikleri bir davranışı birden fazla ortamda yapabilirken (genellerken), otistik özellikleri olan çocuklar için öğretilen becerileri genelleştirebilme, bir başka deyişle farklı ortamlarda kullanabilme becerileri de öğretilir. Bu nedenle öğrendiği bir davranışı evde, okulda, serviste diğer bir deyişle pek çok farklı ortamda tekrar etmelidir.

    Davranışçı yöntemde, davranış problemlerinin etkili tedavisinde:

    • Çocuğun uyanık olduğu her an,
    • Çocuğun bütün davranışlarını hedef alan,
    • Yaşamının geçtiği tüm çevrelerde,
    • Çevresindeki tüm önemli kişiler tarafından,
    • Haftada en az 40 saat uygulanan eğitim hedeflenir.

    Davranışçı yöntemin amacı, haftada 40 saatlik yoğun eğitimin altı yaşına kadar devam etmesi, otistik özellikleri olan çocukların akranlarıyla birlikte kaynaştırma programına devam ederek eğitimini sürdürmesidir.
    Bu yöntem, otizmde uygulanan diğer yöntemler ile karşılaştırıldığında, iki yıllık eğitim sonrası elde edilen sonuçları, bilimsel bir çalışma ile ortaya koyarak başarısını kanıtlayan tek yöntem olarak dikkat çeker. Bu çalışmada, iki yıl süren eğitim sonrası deneme grubundaki çocukların %42'sinde zekâ ve sosyal gelişim kazançları görülmüşken, %47'sinde normal gelişim gösteren çocuklar grubuna katılım rapor edilmiş, zekâ ve uyum davranışı testlerinde normal gelişim gösteren çocuklardan anlamlı derecede farklılık gözlenmemiştir.
    Davranışçı yöntemde, otistik özellikleri olan çocuklarda görülen problem davranışların azaltılması ile ilgili programlar hazırlanır. Bu yöntemde, davranışın nedeni kişilerde değil, kişinin çevreyle etkileşiminde görülür. Bu nedenle problem davranışı azaltmaya çalışılırken öncelikli olarak davranış öncesi, davranış, davranış sonrası durumların ya da olayların gözlenmesi gerekir. Problem davranışlar azaltılırken, azaltılmak istenen davranış görmezden gelinerek arttırılmak istenen davranış pekiştirilir

    OTİSTİK ÇOCUKLARDA DİKKAT ÇEKİCİ BAZI ÖZELLİKLER

    • Kendisini çevresinden uzaklaştırma ve kendi dünyasında yasama
    • Cansız nesnelere insanlardan daha fazla ilgi gösterme
    • Sebepsiz gülümseme, gülme ve ağlamalar
    • Söylenen sözleri anlamsızca tekrarlama
    • Konuşması yaşıtlarına göre gerilik
    • Cümle içinde kelimelerin yerlerini yanlış kullanma
    • Anlamsız yeni kelimeler uydurma
    • Göz göze gelmekten ısrarla Kaçınma
    • Kucağa alınmayı beklememe
    • Değişikliklerden Kaçınma
    • Arka arkaya anlamsızca Bazı hareketlerin tekrarı
    • Hafıza, müzik ve okuma gibi alanlarda garip becerilerinin olması
    • Kendine zarar verici hareketler
    • Diş uyaranlara (ışık, ses gibi ) anormal cevap verme
    • Belli nesnelere aşırı bağlanma (ip parçası, gazoz kapağı gibi)
    • Diğer çocuklarla ilişkiye girememe