Anima Psikoloji Danışmanlık Merkezi

Çocuklara Yönelik Hizmetler

Alt Islatma - Enurezis

Çocukların hemen tamamı 4 yaşını doldurduğunda, yani beş yaştan gün aldıklarında, idrar ve dışkı kontrollerini gece ve gündüz kazanmış olurlar. Şayet alt ıslatmalar bu yaşlardan sonra da devam ediyorsa ve ayda en az 2 kez tekrarlanıyorsa bir problemden bahsedilebilir. Alt ıslatmanın kaynaklardaki adı 'enürezis'tir. Gece ıslatmalarına "enürezis nocturna", gündüz ıslatmalarına ise "enürezis diurna" adı verilmektedir.

Çocukların, gelişim düzeylerine göre farklılık arz edebilmekle birlikte, genelde 2-3 yaş dolaylarında gündüz idrar kontrolü, 4-5 yaş dolaylarında da gece idrar kontrolü sağlamaları beklenir. Yapılan araştırma sonuçlarına göre alt ıslatma problemi, her yüz çocuktan 15'inde görülmektedir. Yüzdelik dilimin %85 kadarı gece alt ıslatma, %15 kadarı ise gündüz alt ıslatmadır. Alt ıslatmalar okul çağına yaklaşıldığında azalmakla birlikte ergenliğe, hatta yetişkinliğe kadar sürebilir.

Alt ıslatmalar iki tür olarak karşımıza çıkar. Birincil tip vakalarda alt ıslatmalar bebeklikten itibaren kesintisiz olarak devam eder. İkincil tip vakalarda ise çocuk en az 6-12 ay idrar kontrolünü sağlamış ancak herhangi bir nedenden ötürü tekrar alt ıslatmaya başlamıştır. Alt ıslatmaların yaklaşık %80'i birincil tiptir. Yaş düzeyi ne olursa olsun erkek çocuklarda alt ıslatmaya kız çocuklara oranla daha sık rastlanılmaktadır. Birincil tip enürezis, sinir kas sisteminin gelişimindeki bir aksaklıktan meydana gelir. Birincil tip enürezis vakaları zamanla kaybolur ve çocuk tuvalet eğitimi konusunda yaşıtlarının düzeyine ulaşır. İkincil tip enürezis vakaları ise genellikle travmatik veya dikkat çekici değişimler sonucu ortaya çıkabilir. Sevilen birinin ölümü, kaza, deprem, yangın gibi travmatik bir olayın yaşanması, taşınma, yeni bir kardeşin gelmesi gibi olaylar ikincil tip enürezis vakalarının başlıca nedenleridir.
Problem ne zaman veya hangi nedene dayanarak başlarsa başlasın, anne babaların psikologa gitmeden önce bir çocuk doktoruna veya ürologa başvurmaları daha yerinde olur. Çocuğun, her şeyden önce organik bir bozukluğunun olup olmadığı doktor tarafından kontrol edilmelidir. Eğer çocuğun organik bir sıkıntısı yoksa fiziksel ve zihinsel gelişimi normalse, 2 yaş itibarıyla tuvalet eğitimi almışsa ve 4 yaşını tamamlamışsa ve tüm bunlara karşın alt ıslatma problemi yaşıyorsa o zaman bu davranışın psikolojik bir faktöre dayandığı kolaylıkla söylenebilir. Alt ıslatma problemi yaşayan çocukların %60 kadarının annesinin veya babasının, çocukluğunda bu tarz bir problem yaşadığı görülmektedir. Bu da bizi kalıtımsal faktörlerin alt ıslatmada etkili olduğu sonucuna götürür. Bununla birlikte uyku derinliğinin de etkili bir faktör olduğunu belirtmekte yarar vardır. Mesane dolduğunda ve gerildiğinde sinir sistemimiz beynimize uyarı yollar; idrar yapmamız gerektiğini anlarız. Mesanenin dış kısmı gevşetilerek idrar yapma dediğimiz olay gerçekleşir. Gündüz idrar kontrolünü sağlamış bir çocuk benzer iletileri gece de alır. Ancak uykusu derin olduğu için beynin verdiği mesaj uykusunu bölmeye yetmez. Bu da alt ıslatmaların önemli nedenlerinden birisidir. Tecrübem ışığında şunu söyleyebilirim ki alt ıslatma ile çocukların ruhsal-duygusal durumları arasında yakın bir ilişki vardır. Aile içinde yeterli duygusal paylaşım yaşamayan, özgüveni eksik, dışlanmış veya baskı ile büyütülen çocuklarda alt ıslatma problemi daha sık gözlenmektedir.

Alt Islatma (Enürezis) Probleminde Tedavi Süreci ve Ailelerin Dikkat etmesi Gerekenler

Alt ıslatma problemi 5 yaşından gün almamış çocuklar için problem olmaktan uzaktır. Bunun içindir ki 5 yaşından gün almamış bir çocuğun tedavi sürecine sokulması hem faydasızdır, hem de zararlı sonuçlar doğurabilir. Problemin gerçek sebebinin organik olup olmadığı da kontrol edilmelidir. Böbreklerde veya idrar torbasında anatomik bir bozukluğun olup olmadığı tespit edilmelidir.
Alt ıslatma problemi, şayet birincil tip bir alt ıslatma problemi ise zamanla azalabilir hatta tamamen geçebilir. Organik olgunluğun artmasıyla birlikte tuvalet kontrolü de artar. Bu da çocuktaki gerginliği azaltarak problemin giderek ortadan kalkmasıyla sonuçlanabilir. Ancak bu durum organik nedenli alt ıslatmalar için geçerlidir. İkincil tip vakalarda ise ruhsal gerginliklerin araştırılması ve ortadan kaldırılması problemin azalmasını ve ortadan kalkmasını sağlayabilir.
Altını ıslatan çocuk asla utandırılmamalıdır. Yatağını ıslatması çocuk için zaten yeter bir utanç kaynağıdır. Çocuk bir problem olduğunu sezmekte ancak çözüm üretme konusunda çaresiz kalmaktadır. Bu durum aslında en çok çocuğu rahatsız eder.
Bu problem çocukla aile arasındaki ilişkileri bozmakla kalmamakta aynı zamanda çocuğun arkadaş ilişkilerine de yansımaktadır. Özellikle başka bir ortamda geceleneceği zamanlarda ya da çocuğun tatil, kamp gibi nedenlerden ötürü evden uzak kalmasının gerekmesi gibi durumlarda çocuğun yaşayacağı sıkıntı da artmaktadır. Alt ıslatma problemi yaşayan çocukların diğer yaşıtlarına göre daha fazla duygusal problemler yaşadıkları, yetişkinlik yıllarında sosyal anlamda zorluklar yaşadıkları araştırma sonuçlarıyla belirlenmiştir.
Aileler problemi çözmek adına zaman zaman baskıcı tutumlar geliştirebilmektedir. Ancak bunun problemi çözmek yerine daha da artırabileceği akıldan çıkartılmamalıdır. Baskıcı tutumlar her problemde olduğu gibi bu problemde de çare olmaktan uzaktır.
Bunun gibi çocuğun alaya alınması, küçümsenmesi veya "sen büyüdün artık" gibi söylemlerde bulunulması çocuktaki gerginliği daha da artıracaktır. Kimi ailelerin altını ıslattığı için çocuklarını cezalandırdıklarını hatta çamaşırlarını kendisine yıkattığını da duyuyorum. Bu gibi tavırlardan da uzak kalmak gerekir. Çocuk zaten altını ıslattığı için sıkıntı duymaktadır. Üstüne bir de cezalar verilmesi hiç de akıllıca bir davranış olmaz.
Çocuk sabah kalktığında eğer altı kuruysa bayram havası estirmekten; tersine ıslak kalkmışsa evi cenaze evine çevirmekten kaçınılmalıdır. Çocuğu yaşıtlarıyla kıyaslamak da yerinde olmayan davranışlardandır. Kıyaslama yapmak, konu ne olursa olsun, ters teper. Hiçbir çocuk hatta hiçbir yetişkin kıyaslanmaktan hoşlanmaz. Herkes biricikliğini yaşamak ister. Bunun içindir ki alt ıslatma problemi karşısında kıyaslama yapmak son derece yanlıştır.
Çocuğun problemi ile ilgili herhangi birisi ile hatta eşiniz veya diğer çocuklarla, eğer çocuk yanınızda ise konuşmaktan kaçınmalısınız. Zaten sıkıntı yaşadığı bir konuyu diğer insanların da öğrenmeleri karşısında çocuk, daha da sıkıntıya düşebilir. Çocuğun bu problem davranışı istemsiz olarak yaptığını akıldan çıkartmamakta fayda vardır. Aileler bilmelidir ki çocuk da bu durumdan rahatsızlık hissetmekte, bir an önce bu durumdan kurtulmak istemektedir. Sıcak bir tutum, anlayışla karşılayış her zaman işe yarar. Elbette ki bu problem karşısında bir uzman yardımı gerekmektedir. Her şeyden önce çocuğun bir doktor kontrolünden geçmesi, duruma göre bir psikologa gidilmesi gerekebilir.